Balıkesir Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Balıkesir, Balıkesir Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Karaciğer kanseri hücre modelinde uzun kodlanmayan RNA MIR100HG’nin transkripsiyonel regülasyonunun ve normoksik/hipoksik koşullarda mikrorna etkileşimlerinin belirlenmesi
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Uzun, Büşra; Köçkar, Feray
Kodlanmayan RNA’lar kanser biyolojisinde ve çeşitli hastalıklarda görev alan oldukça yeni
ve dinamik bir RNA grubudur. Bu RNA grubunun bir üyesi olan MIR100HG’nin ise kanser
biyolojisinde iki yönlü etki yapabilen ve hücresel süreçlerde etkin bir şekilde rol alan bir
uzun kodlanmayan RNA olduğu bilinmektedir. MIR100HG’nin karaciğer kanserindeki rolü
ve işlevi ise oldukça dikkat çekicidir. Bu tez kapsamında, MIR100HG uzun kodlanmayan
RNA’sının transkripsiyonel regülasyonunun belirlenmesi ve normoksik/hipoksik şartlar
altında etkileşimde olduğu mikroRNA’ların potansiyel hedefleri olan genlerin ifadelerinin
MIR100HG ve mikroRNA’lar ile olan ilişkilerinin aydınlatılması amaçlanmıştır. Karaciğer
kanseri hücre modeli olan Hep3B hücrelerinde ELK1 ve C/EBP-alpha’nın MIR100HG
promotoruna bağlanarak MIR100HG’nin regülasyonunda görev aldığı, transkripsiyonel
aktivite çalışmaları ve ChIP analizi ile gösterilmiştir. Ayrıca ELK1 ve C/EBP-alpha
transkripsiyon faktörlerinin Hep3B hücrelerinde normoksik ve hipoksik şartlar altında aşırı
ifadesinin ve susturulmasının hücresel karakterizasyona olan etkileri ve MIR100HG geninin
ifadesi üzerindeki etkileri gösterilmiştir. KLF7 transkripsiyon faktörünün susturulması
durumunda Hep3B hücrelerindeki normoksik ve hipoksik şartlarda hücresel
karakterizasyona olan etkileri ve MIR100HG geninin ifadesindeki değişim gösterilmiştir.
Tez çalışmasında ayrıca Hep3B hücrelerinde miR148a-3p, miR148b-3p, miR23b-3p,
miR223b-3p, miR19b-3p ve miR146a-5p mikroRNA’larının aşırı ifadesi sağlanmış ve bu
mikroRNA’ların normoksik ve hipoksik şartlar altında MIR100HG’ye bağlandığı
gösterilmiştir. Buna ek olarak MIR100HG hedefi olan EPHA3, GBP5 ve ADAMTS9
genlerinin 3’UTR’lerine bu mikroRNA’ların bağlandığı ve bu genleri regüle ettiği
gösterilmiştir. Bu tez kapsamında elde edilen veriler, MIR100HG’nin karaciğer
kanserindeki rolü ve etki mekanizmalarının anlaşılmasına katkı sağlamıştır.
Sudan III modifiye manyetik sorbent kullanılarak inorganik krom türlemesi
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Alegöz, Enes; Tokay, Feyzullah
Krom türlerinin toksisiteleri ve biyolojik rolleri birbirinden farklı olduğundan, toplam krom
miktarının belirlenmesi toksisite değerlendirmesi açısından yetersiz kalmaktadır. Cr(III)
canlı metabolizması için gerekli bir eser element olarak kabul edilirken, Cr(VI) karsinojen
olarak sınıflandırılmış son derece toksik bir türdür. Bu nedenle, çevresel güvenliğin
sağlanabilmesi açısından doğru türleme analizleri büyük önem taşımakta olup, sulu
matrikslerde bu türlerin düşük derişimlerde bulunmaları nedeniyle duyarlı ayırma ve
önderiştirme yöntemlerine ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu çalışmada, manyetik Fe3O4 nanopartikülleri oksidasyonu önlemek amacıyla inert azot
atmosferi altında sentezlenmiştir. Manyetik katı faz ekstraksiyonu yöntemi geliştirilmiş ve
sorpsiyon ile elüsyon parametreleri, Merkezi Kompozit Dizayn olarak bilinen çok değişkenli
kemometrik yöntem kullanılarak optimize edilmiştir. Krom türlerinin derişimleri daha sonra
FAAS kullanılarak belirlenmiştir.
SEM ve FT-IR analizlerinden elde edilen karakterizasyon sonuçları, manyetik
nanopartiküllerin Sudan III ile başarılı şekilde yüzey modifikasyonunun gerçekleştirildiğini
ve sorpsiyon süreci için uygun yapının sağlandığını doğrulamıştır. Ön denemeler sonucunda,
pH 2’de Cr(VI) iyonlarının manyetik sorbent üzerinde kantitatif olarak tutulduğu, buna
karşın Cr(III) iyonlarının sulu fazda kaldığı belirlenmiş ve böylece seçici ayırma
gerçekleştirilmiştir. Ayrıca bu türleme prosedürünün yalnızca pH’a bağlı seçiciliğe
dayanması sayesinde, analiz öncesinde herhangi bir ilave yükseltgen veya indirgen reaktif
kullanımına ihtiyaç duyulmamıştır. Optimize edilen yöntem, yüksek geri kazanım değerleri
ve etkili bir önderiştirme faktörü sağlamıştır.
Geliştirilen yöntem, çevresel su örneklerinde krom türlemesi için hızlı, düşük maliyetli ve
çevre dostu bir analitik yaklaşım sunmaktadır.
Ortaokul 7. ve 8. Sınıf öğrencilerinin cebirsel konulardaki başarı ve anlama düzeylerinin SOLO taksonomisine göre incelenmesi
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Pireli, Abdullah; Akyüz, Gözde
Bu araştırmanın amacı, ortaokul 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin cebirsel konulardaki başarı ve
anlama düzeylerinin SOLO taksonomisi çerçevesinde incelenmesidir. Araştırmada, nicel
araştırma desenlerinden betimsel tarama deseni benimsenmiştir. Araştırmanın örneklemini
Balıkesir ilinin merkez ilçesinde devlet ortaokullarının 7. ve 8. sınıflarında öğrenim gören
525 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminin seçiminde iki aşamalı örnekleme
yöntemi benimsenmiştir. Araştırmanın verileri, araştırmacı tarafından geliştirilen
Denklemler Başarı Testi ile toplanmıştır. Toplanan veriler öncelikle SOLO taksonomisi
düzeylerine göre sınıflandırılıp yüzde ve frekanslarla ifade edilmiştir. Öğrencilerin baskın
SOLO düzeyleri belirlenerek, SOLO taksonomisi düzeylerinin cinsiyet ve sınıf seviyesi
değişkenlerine göre durumunu incelemek için, veriler SPSS programında ki-kare
bağımsızlık testi kullanılarak analiz edilmiştir.
Araştırmanın bulgularına göre, 149 öğrencinin (% 28,38) yapı öncesi düzeyde, 154
öğrencinin (%29,34) tek yönlü yapı düzeyinde, 183 öğrencinin (%34,86) çok yönlü yapı
düzeyinde ve 39 öğrencinin (%7,42) ilişkisel yapı düzeyinde oldukları yani öğrencilerin
büyük çoğunluğunun SOLO taksonomisinin alt düzeylerinde kaldığı, soyutlanmış yapı
düzeyine ulaşabilen öğrencinin bulunmadığı, sınıf seviyesi arttıkça öğrencilerin cebirsel
konulardaki başarılarının arttığı ve cinsiyet değişkeni ile cebirsel konulardaki başarı arasında
anlamlı ilişki bulunsa da bu ilişkinin zayıf olduğu saptanmıştır.
Sonuç olarak öğrencilerin cebirsel konularda kavramları, değişkenleri anlama, değişkenler
arasındaki ilişkileri kullanarak genellemelere ulaşma ve bu genellemeleri farklı durumlara
transfer edebilme noktasında oldukça zorlandıkları görülmektedir. Öğrencilerin üst düzey
bilişsel süreçlerini geliştirecek öğrenme ortamlarının oluşturulması ve SOLO taksonomisi
gibi öğrenmenin sadece niceliksel boyutuna değil niteliksel boyutuna da önem veren ölçme
değerlendirme yaklaşımlarının benimsenmesi önerilmektedir.
Gröbner tabanları ve lineer kodların temel parametreleri
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Cür, Cemile; Kavut, Seher Tutdere; Mete, Pınar
Değişmeli cebirin polinom halkaları, idealler, varyeteler ve Gröbner tabanları gibi temel
kavram ve araçları, kodlama teorisindeki lineer kodların yapısını ve parametrelerini belirlemede
önemli bir rol oynamaktadır. Bu tezde amaç, kodlama teorisinin bazı alanlarında
uygulanabilecek olan Gröbner teoriye ait temel kavram ve yöntemleri tanıtmak, afin varyete ve
afin kartezyen kodların temel özelliklerini incelemek, ve Gröbner tabanları kullanılarak elde
edilen ayak izi (footprint) yönteminin, afin varyete kodlarının temel parametreleri olan uzunluk,
boyut ve minimum uzaklığın belirlenmesindeki kullanımını ortaya koymaktır. Ayrıca, afin
kartezyen kodların temel parametrelerine ilişkin, bahsi geçen yöntemin kullanılmasıyla
literatürde elde edilen bazı sonuçlar incelenmektedir.
Sürdürülebilir tarım uygulamalarında yeni nesil insektisit olarak boraksın ephestia kuehniella üzerindeki etkisinin değerlendirilmesi
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Gün, Nuray; Er, Aylin
Bu çalışmada, Ephestia kuehniella (Lepidoptera: Pyralidae) larvaları üzerinde boraksın
toksik, gelişimsel, immünolojik ve antibakteriyel etkileri araştırıldı. Deneylerde farklı
konsantrasyonlarda (5, 10, 25, 50, 100 ve 200 mg/mL) hazırlanan boraks çözeltileri son evre
larvalara topikal olarak uygulandı. Toksisite analizleri sonucunda boraksın larvalar üzerinde
öldürücü etki gösterdiği belirlendi ve LD₅₀ değeri 45.130 mg/mL olarak hesaplandı. Gelişim
biyolojisi üzerine etkiler incelendiğinde, artan boraks konsantrasyonlarına bağlı olarak koza
örme süresi, pupal periyot ve ergin öncesi gelişim süresinde anlamlı artışlar tespit edildi. Bu
durum, boraksın larvaların gelişim hızını yavaşlattığını ve yaşam döngüsünü geciktirdiğini
göstermektedir. Gelişim süresinin uzaması, zararlı popülasyonunun yeni nesiller oluşturma
hızını azaltabileceğinden biyolojik mücadele açısından önemli bir avantaj sağlayabilir. Buna
karşın puplaşma süresinde anlamlı bir değişim gözlenmemesi, boraksın gelişim sürecinin
tüm evrelerini aynı düzeyde etkilemediğini düşündürmektedir. Ayrıca yüksek doz
uygulamalarında ergin yaşam süresi, ergin ağırlığı ve toplam yumurta sayısında anlamlı
azalmalar belirlendi. Boraksın bağışıklık sistemi üzerindeki etkilerini değerlendirmek
amacıyla toplam hemosit sayıları analiz edildi. 25 ve 50 mg/mL dozlarında hemosit
sayısında artış gözlenirken, 100 ve 200 mg/mL dozlarında azalma meydana geldi. Bu durum,
boraksın düşük dozlarda immün sistemi uyardığını, yüksek dozlarda ise baskıladığını
gösterdi. Hemolenfin antibakteriyel aktivitesi disk difüzyon yöntemi ile değerlendirildi. Elde
edilen sonuçlar, hem kontrol hem de boraks uygulanan gruplarda antibakteriyel aktivite
bulunduğunu; boraks uygulaması sonrasında ise özellikle bazı bakterilere karşı inhibisyon
zonlarının daha belirgin hale geldiğini gösterdi. Özellikle yüksek doz ve uzun süreli
uygulamalarda Klebsiella pneumoniae ve Escherichia coli üzerinde daha belirgin inhibisyon
zonları oluştuğu belirlendi. Bu bulgular, boraksın E. kuehniella üzerinde doz bağımlı olarak
toksik, fizyolojik ve immünolojik etkiler oluşturduğunu gösterdi ve bor bileşiklerinin
biyolojik mücadele açısından potansiyel taşıdığı değerlendirildi.




















