Balıkesir Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Balıkesir, Balıkesir Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze kamu yönetiminde şikâyet mekanizması
(Balıkesir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Ağan, Emine Nihal; Bozatay, Şeniz Anbarlı
Tarih boyunca Türk devletlerinde adalet kavramına her zaman önem verilmiştir. Öyle ki devletin mevcudiyetini sürdürmesinin temelinde, devletin ve devleti yönetenlerin adaletli olması gerektiği anlayışı bulunmaktadır. Adaletin halk nezdinde gerçekleşmesini sağlayan olgu ise şikayet mekanizmasıdır. Şikayet mekanizması ile halk, devletin yönetimi ile ilgili hoşnutsuz olduğu hususları, hak ihlali yaşadığı durumları devlete bildirerek hakkını aramaktadır. Devlet ise halkın şikayetlerini inceleyerek haksız bir durum tespit ettiğinde bu haksızlığın ortadan giderilmesine yönelik çalışmaktadır. Diğer yandan devlet, kendisine iletilen şikayetler aracılığı ile toplumda neler olup bittiği ile ilgili bilgi almakta, bir bakıma halkın nabzını tutmaktadır. Bunun yanında toplumun aksayan yönlerini tespit etmekte ve buna yönelik politika geliştirmektedir. Ayrıca var olan politikalarını da şikayet mekanizması aracılığı ile sorgulamaktadır. Dolayısıyla şikayet mekanizmasının hem halk, hem de devlet yönünden çift yönlü bir işleyişi bulunmaktadır. Bu çalışmada, ilk olarak Türk devlet geleneğinde yöneten-yönetilen bağlamında adalet ilkesi incelenmiştir. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu ve günümüz şikayet mekanizmalarını daha iyi analiz edebilmek adına İslamiyet Öncesi Türk Devletleri ve Türk-İslam Devletlerinde şikayet mekanizmasının işleyişine yer verilmiştir. Ardından Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti’nin başlangıcından günümüze kadar olan süreçte ve günümüz dâhil adalet anlayışı ve şikayet mekanizmaları kronolojik olarak incelenmiştir. Şikayet mekanizmalarının işleyişinin kamu yönetimine ve vatandaşlara katkısı, bu mekanizmaların kamu yönetimindeki rolü değerlendirilmiştir.
Öğe
Manyetik sorbent kullanılarak Cu²⁺ iyonlarının ayrılması ve önderiştirilmesi için yeni bir analitik yöntem geliştirilmesi
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Temel, Kamil Ender; Tokay, Feyzullah
Bu çalışmada, Co2+ ve Fe3+ kullanılarak Fe2CoO4 manyetik parçacıkları sentezlenmiş ve daha sonra dimetil glioksim ile ilk kez modifiye edilerek (Fe2CoO4-DMG) doğal su örneklerinden Cu(II) iyonlarının önderiştirilmesi amacıyla kullanılmıştır. Sentezlenen manyetik sorbentin karakterizasyonu ve morfolojik özelliklerinin incelenmesi sırasıyla FTIR ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) ile gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, Cu(II) iyonlarının tayini FAAS kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen bu yöntemde, Cu(II) iyonlarının sorpsiyon ve elüsyon işlemlerinde etkili olan pH, sorpsiyon süresi, sorbent kütlesi, elüsyon çözeltisinin derişimi, elüsyon çözelti hacmi ve elüsyon süresi parametreleri Box-Behnken Dizayn (BBD) optimizasyon yöntemi ile optimize edilmiştir. Cu(II) iyonlarının ayrılması ve önderiştirilmesi için optimize edilen koşullar; sorpsiyon için pH 4,86, sorpsiyon süresi 41 dk, sorbent kütlesi 300 mg ve elüsyon için elüsyon çözeltisi 0,58 M HCl+ %1 tiyoüre, elüsyon süresi 60 dk, elüsyon hacmi 5,7 mL olarak belirlenmiştir. Geliştirilen yöntemde, Cu(II) iyonları için gözlenebilme sınırı (LOD) ve tayini sınırı (LOQ) sırasıyla 0,07 ve 0,25 olarak belirlenmiştir. Yöntemin doğruluk ve kesinliği için standart referans madde analizi gerçekleştirilmiştir. Çalışmada, SRM için % geri kazanım değeri %86,6 ve %95 olarak tespit edilmiştir. Yöntemin uygulanabilirliği, içine bilinen derişimde Cu(II) katılmış (spiked) ve katılmamış (unspiked) doğal su numunelerinin analizi ile kanıtlanmıştır. Bu kapsamda, çeşme suyu,paketli içme suyu,maden suyu ve makyaj temizleme suyu örneklerinin analiz gerçekleştirilmiş ve içerisine Cu(II) iyonu katılmış örnekler için geri kazanımlar %42- %101 arasında bulunmuştur.
Öğe
Gastronomik kimliğin yerli turistlerin destinasyon tercihine etkisi: Balıkesir orneği
(Balıkesir Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2026) Uzun, Didem; Aymankuy, Şimal
Turizm endüstrisinde artan rekabet koşulları, destinasyonların farklılaşma aracı olarak yerel değerlerini ön plana çıkarmasını zorunlu kılmıştır. Bu sebeple gastronomik kimlik, bir destinasyonun coğrafi, kültürel ve tarihsel birikimini yansıtan özgün bir çekicilik unsuru olarak önem kazanmaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, Balıkesir ilini ziyaret eden yerli turistlerin destinasyon tercihlerinde gastronomik kimlik algısının etkisini ortaya koymaktır. Nicel araştırma yönteminin benimsendiği çalışmada, veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Araştırmanın evrenini Balıkesir’i ziyaret eden yerli turistler oluşturmakta olup, kolayda örnekleme yöntemiyle 2025 yılı içerisinde Balıkesir’in farklı turistik noktalarında 520 katılımcıdan veri toplanmıştır. Elde edilen veriler, betimsel istatistiksel yöntemlerin yanı sıra Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) ve Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ile değerlendirilmiş; ayrıca ölçeklerin güvenilirliği incelenmiş ve gruplar arası karşılaştırmalar için bağımsız örneklem t-testi ile ANOVA testlerinden yararlanılmıştır. Değişkenler arasındaki ilişkileri ve birbirleri üzerindeki etkileri ortaya koymak amacıyla ise korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Araştırma bulguları, Balıkesir’in gastronomik kimliğinin “Çevre” ve “Kültür” olmak üzere iki temel boyut altında toplandığını doğrulamaktadır. Regresyon analizi sonuçlarına göre, gastronomik kimliğin destinasyon tercihini açıklama gücünün %52,3 olduğu belirlenmiştir. Araştırma bulguları, gastronomik kimliğin “Kültür” boyutunun yerli turistlerin destinasyon tercihleri üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve pozitif bir etkisinin bulunduğunu ortaya koymaktadır. Buna karşın, gastronomik kimliğin “Çevre” boyutunun destinasyon tercihi üzerinde tek başına anlamlı bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir. Demografik değişkenler kapsamında gerçekleştirilen analizler ise cinsiyet değişkeninin çevre boyutu ve destinasyon tercihi puanlarında; yaş değişkeninin ise kültür boyutu üzerinde anlamlı farklılıklara neden olduğunu göstermektedir. Sonuç olarak bu çalışma, Balıkesir’in gastronomik değerleri ve mutfak kültürünün, destinasyon pazarlaması ve turist tercihleri açısından önemli ve stratejik bir rol üstlendiğini ortaya koymakta; gastronomik kimliğin destinasyonların rekabet gücünü artıran temel unsurlardan biri olduğunu vurgulamaktadır.
Öğe
İnsan SLC6A4 ve caenorhabditis elegans ortolog geni MOD-5’ın
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Sarıtaş, Gülsüm; Türkoğlu, Sümeyye Aydoğan
Serotonin (5-hidroksitriptamin, 5-HT), merkezi sinir sistemi ve periferik dokularda çok sayıda fizyolojik sürecin düzenlenmesinde rol oynayan önemli bir monoamindir. Serotonin sinyalinin düzenlenmesinde kritik öneme sahip olan serotonin geri alım taşıyıcı proteini (SERT), insanlarda SLC6A4 geni tarafından kodlanmaktadır. Serotonerjik sistemin evrimsel olarak korunmuş olması bu sistemin farklı organizmalarda karşılaştırmalı olarak incelenmesine olanak sağlamaktadır. Bu bağlamda, Caenorhabditis elegans’ta serotoninin geri alımından sorumlu olan MOD-5 geni, insan SLC6A4 geninin fonksiyonel homologu olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmanın amacı, insan SLC6A4 geni ile C. elegans MOD-5 geni arasındaki genetik ve promotör düzeyindeki benzerliklerin biyoinformatik araçlar kullanılarak belirlenmesi ve serotonerjik sistemin kanserle olan ilişkilerinin değerlendirilmesidir. Çalışmada NCBI, BLAST, BioEdit, Primer3, EPD ve KEGG Pathways gibi biyoinformatik veri tabanları ve analiz araçları kullanılmıştır. Yapılan dizisel hizalama analizlerinde, SLC6A4 ve MOD-5 genleri arasında 250 bç ile 2840 bç arasında değişen bölgelerde anlamlı benzerlikler tespit edilmiştir. Protein dizileri üzerinden gerçekleştirilen BLAST analizlerinde ise iki gen arasında yaklaşık %85 oranında amino asit benzerliği olduğu belirlenmiştir. SLC6A4 ve MOD-5 genlerine özgü olarak tasarlanan primerlerin hedef genlerle %100 benzerlik gösterdiği saptanmıştır. Ayrıca SLC6A4 geninin promotör bölgesi NCBI ve EPD veri tabanları kullanılarak belirlenmiş ve gen ekspresyonunun düzenlenmesinde rol oynayan düzenleyici bölgeler tanımlanmıştır. KEGG Pathways analizleri, serotoninin MAPK ve PI3K/Akt gibi kanserle ilişkili sinyal yolaklarında etkili olduğunu göstermiştir. Ayrıca farklı kanser ve sağlıklı hücre hatlarında SLC6A4 mRNA seviyesi araştırılmıştır. Du145, PC-3, Ln-Cap, Saos-2, HT-29 ve HUVEC hücre hatlarında gözlenen ifade seviyesi UALCAN platformunda sağlıklı ve tümör dokularında da analiz edilmiştir. Genin bu dokulardaki metilasyon seviyeside incelenmiştir. Elde edilen bulgular, MOD-5 geninin insan SLC6A4 geninin fonksiyonel bir homologu olduğunu desteklemekte ve serotonerjik sistemin kanser biyolojisinde önemli bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma, serotonerjik sistemin moleküler mekanizmalarının anlaşılmasına katkı sağlamakta ve gelecekte yapılacak deneysel ve terapötik çalışmalara altyapı oluşturabilecek niteliktedir.
Öğe
Geopolimer teknolojisi kullanılarak ultra yüksek performanslı betonun sürdürülebilirliğinin artırılması
(Balıkesir Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Işık, Gizem; Yavaş, Altuğ
Bu çalışmada, Portland çimentosu matristen tamamen çıkarılarak uçucu kül, yüksek fırın cürufu ve silis dumanı gibi endüstriyel yan ürünlerin alkali aktivasyonuyla üretilen Ultra Yüksek Performanslı Geopolimer Betonun (UYPGB) özellikleri araştırılmıştır. Deneysel çalışmalarda toplam bağlayıcı, su ve çelik lif miktarları sabit tutulup, uçucu kül/yüksek fırın cürufu oranı, sodyum silikat/sodyum hidroksit (SS/SH) oranı ve sodyum hidroksit molaritesi değişken parametreler olarak seçilmiştir. Bu doğrultuda hazırlanan 15 farklı karışımın taze haldeki yayılma değerleri ve etüv (60°C), buhar (60°C) ve oda sıcaklığı (20°C) kür koşullarındaki 7 ve 28 günlük basınç dayanımları incelenmiştir. Deneysel sonuçlar, mekanik dayanım açısından en uygun sodyum silikat/sodyum hidroksit oranının 2.5 olduğunu ortaya çıkarmıştır. 14 molariteye sahip etüv kürlü numuneler 114 MPa basınç dayanımına ulaşarak en yüksek basınç dayanımını vermiştir. Çalışmanın en önemli bulgularından biri ise herhangi bir nem veya ısıl işlem uygulanmadan, 20°C oda sıcaklığında kürlenen karışımların 105 MPa ve 101 MPa değerlerini görerek 100 MPa sınırını aşmasıdır. Çevresel etki hesaplamalarına göre, çimento içermeyen UYPGB karışımı, geleneksel ultra yüksek performanslı betona (UHPC) kıyasla karbon emisyonunu %49.01 oranında azaltarak metreküp başına 342.38 kg CO₂ tasarrufu sağlamaktadır. Bu emisyon düşüşünün ulusal ölçekteki karşılığı incelendiğinde; yıllık bazda yaklaşık 48 milyon ton karbondioksit salınımının önüne geçilebileceği, bu miktarın da 10.4 milyon binek aracın trafikten çekilmesine veya 2.17 milyar yetişkin ağacın karbon absorbe kapasitesine denk geldiği belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, işlenebilirlik ve yüksek mukavemet özelliklerinden ödün vermeden, inşaat sektöründe düşük karbonlu ve çevre dostu ultra yüksek performanslı betonun üretilebileceğini ortaya koymaktadır.