Balıkesir Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi
DSpace@Balıkesir, Balıkesir Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.

Güncel Gönderiler
Türkiye’de imar hakkı aktarımı: Genişleyen kapsam üzerine eleştirel bir değerlendirme
(ADAMOR Araştırma Danışmanlık Medya Organizasyon, 2026) Somalı, Fatma Süphan
Türkiye’de İmar Hakkı Aktarımı (İHA) aracı, mülkiyet haklarının korunması ve kamu yararı odaklı planlama hedeflerine ulaşılması amacıyla mevzuata dahil edilmiş, ancak aradan geçen yirmi yılı aşkın sürede ulusal düzeyde yeknesak bir uygulama şemasına kavuşamamıştır. Bu çalışma, İHA’nın Türkiye mevzuatındaki tarihsel gelişimini ortaya koymakta, aracın kullanım kapsamındaki süregelen genişlemeye vurgu yapmakta ve bu genişlemenin doğurabileceği yapısal sorunları Tinbergen Kuralı perspektifiyle tartışmaktadır. Söz konusu tartışma; İstanbul, Sultanbeyli ve Yenisahra örnekleri üzerinden somut verilerle desteklenmektedir. Çalışmanın temel bulgusu, Türkiye’de başlangıçta koruma odaklı bir telafi mekanizması olarak tasarlanan İHA’nın, zaman içerisinde kentsel dönüşüm ve yoğunluk yönetimi gibi farklılaşan amaçlara eklemlendiği ve bu şekilde tek bir teknik tasarımın birbiriyle çelişebilen çoklu hedeflere uyarlandığıdır. Bu durum beraberinde çok aktörlü kurumsal bir belirsizliği de getirmektedir. Özellikle kentsel dönüşüm ölçeğinde aracın kamu yararı odaklı denkleştirme işlevinden koparak piyasa temelli bir finansman aracına dönüştürülmesi, araç-hedef uyumsuzluğunu derinleştirmektedir. Çalışma, İHA’nın işlevsel bir politika aracı haline gelebilmesi için, kentsel dönüşümün bir finansman aracı olma rolünden arındırılmasını, kamu yararının mutlak olduğu ve piyasa mekanizmasının tıkandığı koruma ve donatı alanlarında seçici bir araç olarak kurumsallaşmasını önermektedir.
Türkiye’de dirençli kentler bağlamında engelli bireylere yönelik afet risk yönetim politikalarına genel bir bakış
(Sivas Cumhuriyet Üniversitesi, 2026) Şengün, Esin; Kalağan, Gökhan
Afetler, sosyal ve ekonomik hayatı kısa süre içerisinde etkileyip ciddi kayıp, yaralanma ve ölümlere yol
açarak yaşam faaliyetlerini durduran olaylardır. Ne zaman, nerede, nasıl ve ne kadar etkili olabileceği
öngörülemeyen afetlere karşı “herkes” için uygulanabilir afet yönetimi oluşturulmalıdır. Afetlerin, risk altındaki
gruplar başta olmak üzere toplumun bütünü açısından olumsuz etkilerinin en aza indirilmesi hayati önem
taşımasından hareketle engelli bireyler için uygulanacak afet hazırlıklarının, sağlıklı bireyler için yapılan
hazırlıklardan farklı olması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı da risk grubu altında bulunan engelli bireylerin,
dünya genelinde afet planlarında yalnızca %8’inde özel ihtiyaçlarına yer verilmesinden hareketle afetlerde görünür
kılınmasına dikkat çekerek bu gibi durumlarda ortaya çıkan olumsuz etkilerin azaltılmasına yönelik önerilerde
bulunmaktır. Deprem gibi afet ve acil durumlarda toplumdaki bireylerin, farklı kırılganlık düzeylerine sahip
olabildiğinin dikkate alınıp; fiziksel, görme, işitme ve zihinsel engeli bulunan gruplara özgü engelli afet yönetim
stratejilerinin geliştirilerek uygulanması ve bu grubun afetlerden görebileceği zararların en aza indirilerek
toplumun afete dirençli kılınması için hem engelli bireylerin hem de yakın çevresinin yapması gerekenler ile
Türkiye’nin bu alanda izlediği uygulamalar çerçevesinde afetle ilgili gelecek çalışmalara bir takım önerilerde
bulunulmaktadır.
Türkiye kırsalının değişen dinamiklerinin ilişkisel perspektifle analizi
(Prof. Dr. Şevket Işık, 2026) Kaygalak, İrfan
This study suggests a conceptual analytical framework to comprehend the changes and dynamics that have taken place in rural areas and
in agricultural geography of Türkiye over the last quarter century. The study claims the recent changes and transformations in rural areas,
which is represented by diminishing agricultural production, changing product patterns, spreading non-agricultural economic activities
and decreasing rural population, cannot be understood or explained only with characteristics of the rural structure. Instead, new
approaches considering rural and urban dynamics as interrelated processes may be more comprehensive in terms of explanation of this
transformation. Considering rural transformation as a multi-layered and multi-scale spatial process, it claims the necessity of a relational
analytical framework for the explanation of this change. For that reason, it defends that departing from power geometry-based
explanations is inevitable for such a relational analytical framework that enables thinking multi-scale and multi-dimensional dynamics
interrelatedly. In this regard, the study evaluates the recent developments in rural and agricultural geography of Türkiye through
changing power balances between various capital groups and small scaled producers or peasants. The study claims small scale producers
have lost their negotiation power against multi-scaled various urban capital groups and demands or requirements of those groups have
become more determinative on institutional and political regulation mechanisms shaping the recent transformation.
Tufanbeyli’de Türk-İslam devri mezar taşları
(Gaziantep Üniversitesi, 2026) Sözlü, Halil; Elmas, Erdal
Bu çalışma, 2023 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Adana ili genelinde yürütülen yüzey araştırmalarının Tufanbeyli ilçesine ait bulgularını konu edinmektedir. Araştırmanın temelini, Tufanbeyli ilçe merkezi ile bağlı köylerde tespit edilen Türk-İslam dönemi mezar taşları oluşturmaktadır. Saha çalışmaları kapsamında toplam 33 mahalle ve köy taranmış; yalnızca Yeşilova Köyü, Han Yeri Köyü, Akçalı Köyü, Fatmakuyu Köyü ve Merkez İstiklâl Mahallesi mezarlıklarında tarihî nitelikte mezar taşlarına rastlanmıştır. Bu alanlarda toplam 18 mezar tespit edilmiş ve kendi içinde ele alınmıştır. Eserler kendi iç bütünlükleri içerisinde değerlendirilmiştir. Tufanbeyli ilçe merkezi ve köylerinde yapılan incelemeler neticesinde Türk-İslam dönemine ait mezar taşları tespit edilerek kayıt altına alınmıştır. Tespit edilen mezar taşları, tipolojik özellikleri ve kitabeleri açısından incelenmiş; yapılan okumalar doğrultusunda bu taşların yakın çevreyle olan ilişkileri ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bölgedeki ve Anadolu’daki benzer örneklerle ilişkileri, ortak özellikleri ve bağlantıları değerlendirilerek yörenin coğrafi ve kültürel etkileşim ağı ortaya konmuştur. Çalışmanın katalog bölümünde incelenen mezar taşlarının tipolojik özellikleri ve bezeme kompozisyonları değerlendirilmiş; bu doğrultuda farklı üslup ve niteliklere sahip örnekler tespit edilmiştir. Bu taşların büyük çoğunluğunun, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bölgeye iskân edilen Koçgiri aşiretine mensup kişilere ait olduğu görülmüştür. Tufanbeyli merkez ve köylerinde yürütülen yüzey araştırması sonucunda tespit edilen mezar taşları, bölgenin sosyo-kültürel yapısını yansıtan önemli materyaller olarak değerlendirilmiştir. Çalışmamızda incelenen bu taşlar, hem bölgenin tarihsel dokusunun anlaşılmasına hem de çevre yerleşimlerle olan kültürel etkileşimin ortaya konulmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Özellikle söz konusu aşirete ait örneklerin yoğunluğu, bölgenin 19. yüzyıl sonrası demografik yapısındaki değişimleri aydınlatıcı niteliktedir. Mezar taşları üzerindeki süslemeler; insan ve atlı insan figürleri, at, kuş, hayat ağacı, selvi, ay-yıldız, Mühr-ü Süleyman, silahlar (tüfek, tabanca, kılıç, kama), günlük kullanım eşyaları (ibrik, leğen, kahve takımı, gaz lambası) ve çeşitli geometrik motiflerden oluşmaktadır. Bu ikonografik unsurların, Orta Asya Türk sanat geleneği, Şamanist inanç kalıntıları ve Türk mitolojisiyle güçlü bağlar taşıdığı görülmektedir. Özellikle at ve atlı figürleri, Türk kültüründe hem yaşamı hem de ölüm sonrası yolculuğu simgeleyen önemli unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Kuş motifi ise ruhun uçuşunu ifade eden sembolik anlamıyla dikkat çekmektedir. Çalışmada yer alan kitâbelerin bir kısmı Osmanlı Türkçesiyle Arap harfli, bir kısmı ise Latin harfli olup, bu durum tarihsel dönüşüm süreçlerinin mezar taşları üzerinden izlenebilmesine olanak tanımaktadır. Kitâbelerin bir bölümünde yalnızca tarih bilgisi yer almakta, bazılarında ise isim, meslek veya usta adı gibi veriler bulunmaktadır. Tufanbeyli mezar taşları, Tunceli, Sivas, Erzincan, Kayseri ve Kahramanmaraş çevresindeki Koçgiri yerleşimlerinde görülen örneklerle büyük benzerlikler göstermektedir. Bu durum, bölgenin Doğu ve Orta Anadolu arasında etkileşimsel bir kültür kuşağı içinde yer aldığını ortaya koymaktadır. Tufanbeyli’deki Türk-İslam dönemi mezar taşları, Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan kültürel sürekliliğin, çok katmanlı kimlik yapısının ve inanç dünyasının izlerini taşıyan somut veriler olarak dikkat çekmektedir.
TTK hükümleri çerçevesinde işletme adının tek başına devri
(Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanlığı, 2026) Yıldırım, Hakan
The business name, which constitutes an intellectual property right within the assets of a commercial enterprise, is
defined as “the name used directly to identify the enterprise and distinguish it from similar enterprises, irrespective
of the owner of the enterprise” (The Turkish Commercial Code [TCC] No. 6102 Article 53). Since TCC Article 53,
which regulates the provisions applicable to the business name, does not refer to TCC Article 49/1, which prohibits
the transfer of a trade name independently of the enterprise, the question of whether a business name may be
transferred separately has been subject to doctrinal debate. According to one view, as there is no direct reference
to TCC Article 49/1, the transfer of a business name independently of the commercial enterprise is possible. The
opposing view, however, argues that since the business name is used to identify the enterprise and distinguish it from
others, thereby establishing a close connection with the enterprise, it cannot be transferred separately. This study
examines the issue of transferring a business name independently of the commercial enterprise in light of doctrinal
opinions and judicial decisions. It concludes that the divergence regarding the prohibition of transfer stems from the
difference in nature between the trade name and the business name, and that by refraining from referring to Article
49(1) in Article 53, the legislator clearly demonstrated its intention to allow the independent transfer of business
names. Accordingly, it is argued that an enterprise owner may generate substantial profit by transferring a business
name that, similar to a trademark, leaves a favorable impression on customers, and that there exists a protectable
interest in its independent transfer as a value not exclusively tied to the enterprise. The study further addresses the
scenario where a trade name is simultaneously used as a business name, and maintains that in such a case, the
independent transfer of the business name should still be possible, as the transferee would use the identification
mark as a business name independently of the trade name.




















