Balıkesir Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Balıkesir, Balıkesir Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
Dispersion-controlled thermal degradation kinetics of PMMA/NiFe₂O₄ nanocomposites prepared with different mixing times
(Gazi Üniversitesi , Fen Bilimleri Enstitüsü, 2026) Ulutaş, Aytekin
The thermal degradation behavior of polymer nanocomposites is strongly governed by nanoparticle dispersion; however, the relationship between dispersion homogeneity and degradation kinetics remains unclear. In this study, PMMA/NiFe₂O₄ nanocomposites were prepared using controlled melt mixing with different mixing times in order to systematically investigate the role of dispersion state on thermal degradation kinetics. Structural and morphological characterization was carried out using X-ray diffraction (XRD) and scanning electron microscopy (SEM), while non-isothermal differential thermal analysis (DTA) was employed at multiple heating rates to evaluate degradation behavior. XRD results confirmed that the incorporation of NiFe₂O₄ nanoparticles did not alter the amorphous structure of the PMMA matrix. SEM analysis revealed that prolonged mixing significantly improved nanoparticle dispersion, whereas shorter mixing resulted in partial agglomeration. Despite comparable degradation peak temperatures for all samples, pronounced differences were observed in degradation kinetics. Activation energies calculated using Kissinger, Ozawa, and Augis–Bennett methods demonstrated that the PMMA-6 nanocomposite exhibited the highest activation energy (~270 kJ/mol), representing an increase of approximately 30% compared to neat PMMA and ~25% compared to the more homogeneously dispersed PMMA-12 sample. These results indicate that maximum nanoparticle dispersion does not necessarily correspond to maximum thermal resistance. Instead, an optimum dispersion state characterized by partial agglomeration and enhanced interfacial constraint governs the thermal degradation kinetics of PMMA/NiFe₂O₄ nanocomposites. This study highlights the critical role of processing-controlled dispersion in tailoring the thermal performance of polymer nanocomposites without inducing structural changes.
Öğe
Dindarlık ve dua tutumlarının bilinçli farkındalık üzerindeki etkileri
(Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörlüğü, 2026) Arvas, Fatma Balcı
Bu çalışma, dindarlık ve dua tutumlarının bilinçli farkındalık üzerindeki etkilerini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Günümüz toplumlarında stres, kaygı, depresyon ve tükenmişlik gibi psikolojik sorunların yaygınlığı giderek artmaktadır. Bu bağlamda, bireylerin psikolojik iyi oluşlarını koruyabilmeleri ve geliştirebilmeleri için çeşitli manevi ve psikolojik baş etme yöntemlerine ihtiyaç olduğu görülmektedir. Kökenini manevi geleneklerden alan bilinçli farkındalık (mindfulness), son yıllarda psikoloji literatüründe bireylerin zihinsel sağlıklarını güçlendirmede etkili bir yöntem olarak ele alınmaktadır. Bilinçli farkındalık temelde bireyin şimdiki ana odaklanması, zihin kontrolü ve deneyimlerini kabul etmesi gibi anlamlara gelen bir dizi tecrübe ve uygulamayı içermektedir. Diğer taraftan dindarlık bireylerin yaşamlarını anlamlandırma, değerlerini belirleme ve zorluklarla baş etme süreçlerinde önemli bir rol oynamaktadır. Dua ise dindarlığın en temel uygulamalarından biri olarak öne çıkmaktadır. Bireylerin Allah ile iletişime geçme aracı olarak dua odaklanmanın yoğun olduğu bir uygulamadır. Dindarlık ve dua tutumlarının bireylerin psikolojik süreçleri üzerindeki etkileri üzerine yapılan çalışmaların sayısı giderek artsa da bu iki kavramın bilinçli farkındalıkla ilişkisini birlikte ele alan çalışmalar oldukça sınırlıdır. Oysa dindarlık ve dua, bireylerin zihinsel ve manevi dünyasını şekillendiren iki temel unsur olarak, farkındalık gelişimini de etkileyebilecek potansiyele sahiptir. Bilinçli farkındalığın insanın manevi yaşantılarıyla da ilgili olan evrensel bir durum olduğu düşünüldüğünde dindarlık, dua ve bilinçli farkındalık arasında bir ilişki olduğu iddia edilebilir. Bu çalışma, dindarlığın ve dua tutumlarının bilinçli farkındalık üzerindeki etkilerini konu edinmektedir. Bununla birlikte bilinçli farkındalığın cinsiyet, yaş ve eğitim durumu değişkenlerine göre farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek de bu çalışmanın amaçları arasındadır. Araştırmanın örneklemini, farklı yaş gruplarından ve sosyo-demografik özelliklerden oluşan toplam 465 gönüllü katılımcı oluşturmuştur. Araştırma Türkiye’deki yetişkinler üzerinde gerçekleştirilmiştir. Veri toplama sürecinde Ayten ve Yıldız tarafından geliştirilen Dindarlık Ölçeği, Yaman ve Temiz tarafından geliştirilen “Dua Ölçeği” ile Brown ve Ryan tarafından geliştirilerek Özyeşil vd. tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Bilinçli Farkındalık Ölçeği (MAAS)” kullanılmıştır. Araştırmada nicel araştırma yöntemlerinden ilişkisel tarama modeli uygulanmıştır. Çalışmanın bağımsız değişkenleri, demografik değişkenler (cinsiyet, yaş, eğitim durumu), dindarlık ve dua tutumları; bağımlı değişkeni ise bilinçli farkındalık düzeyidir. Veriler üzerinde betimsel analizler, güvenirlik analizi, normallik analizi, t-testi, ANOVA, korelasyon ve regresyon analizleri uygulanmıştır. Analiz sonuçlarına göre, bilinçli farkındalıkta demografik değişkenlerden cinsiyet ve eğitim durumu değişkenlerine göre anlamlı bir farklılaşma görülmemiştir. Bununla birlikte yaş değişkenine göre 40-59 yaş aralığında olanların 18-39 yaş aralığında olanlara göre bilinçli farkındalık düzeylerinin anlamlı bir şekilde daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Dindarlık ve dindarlığın bilgi/ibadet, inanç/etki alt boyutları ile bilinçli farkındalık arasında anlamlı ve pozitif ilişkiler bulunmuştur. Ayrıca dindarlığın bilinçli farkındalığı yordadığı tespit edilmiştir. Dua tutumlarından tefekkür/rahatlama, istek/şükür boyutu ile bilinçli farkındalık arasında da anlamlı ve pozitif; manevi hoşnutsuzluk ile bilinçli farkındalık arasında anlamlı negatif bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca tefekkür/rahatlama ile istek/şükür boyutlarının bilinçli farkındalığı yordadığı görülmüştür. Bilinçli farkındalık ile en güçlü ilişki, dindarlığın bilgi/ibadet boyutunda tespit edilmiştir. Elde edilen bulgular hem dindarlığın hem de olumlu dua tutumlarının bireylerin farkındalık düzeyini güçlendirdiğini göstermektedir. Bu sonuçlar, manevi danışmanlık, psikolojik destek ve mindfulness temelli müdahalelerde dindarlık ve dua gibi manevi unsurların dikkate alınmasının önemine işaret etmektedir. Bu çalışmadan elde edilen verilerden hareketle, manevi danışmanlık ve rehberlik alanında bilinçli farkındalığı İslami uygulamalarla bütünleştiren yeni modellerin oluşturulması önerilmektedir.
Öğe
Dijitalleşme sürecinde OECD ülkelerinin lojistik performans endeksinin (LPI) çok boyutlu ölçekleme analizi ile değerlendirilmesi
(Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Rektörlüğü, 2026) Kuvat, Özlem
Ülkelerin uluslararası ticaret, e-ticaret, dijital lojistik, tedarik zinciri ve ulaştırma alanlarındaki performanslarının ve birbirlerine göre konumlarının analiz edilmesi dijitalleşme sürecinin önemli bir parçasıdır. Bu analizler özellikle ticari ilişkilerin geliştirilmesinde ve rekabet avantajı elde etmede önemli bir katkı sağlamaktadır. Bu çalışmada ülkelerin dijital dönüşümlerinin ve teknoloji kullanımlarının yarattığı benzerlik veya farklılaşmanın Lojistik sektöründe önemli göstergelerden biri olan Lojistik Performans Endeksi’nin (LPI) kullanımıyla incelenmesi amaçlanmıştır. LPI Dünya Bankası tarafından geliştirilip yayınlanan farklı performans göstergelerine göre sıralamaları içermektedir. Bu çalışmada, 2007 2023 arasındaki yıllara ait verileri mevcut olan OECD ülkelerinin lojistik performansları, Lojistik Performans Endeksine göre değerlendirilmiştir. Ülkeleri gruplamak ve konumlandırmak amacıyla, endeks değerlerine ve alt boyut puanlarına göre mesafeleri hesaplayan, farklı alanlarda yaygın olarak kullanılan çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden biri olan çok boyutlu ölçekleme (ÇBÖ) analizi yapılmıştır. Analizlerde gümrük işlemleri, altyapı, uluslararası gönderiler, lojistik kalitesi ve yeterliliği, izleme ve takip, zamanında teslimat ve genel LPI puanı alt boyutları dikkate alınmıştır. Elde edilen sonuçlar, koordinat değerleri birbirine yakın olan ülkelerin benzer özelliklerini ve potansiyel farklılıklarını ortaya koymaktadır.
Öğe
Turizm rehberliği öğrencilerinin zaman yönetimi becerilerinin belirlenmesi
(İrfan Yazıcıoğlu, 2026) Pamuk, Ece Özge; Köroğlu, Özlem; Demir, Beste
Başarılı bir tur programının yürütülmesinde zamanın etkin kullanımı kritik bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, turizm rehberliği lisans programında öğrenim gören öğrencilerin zaman yönetimi becerilerinin değerlendirilmesidir. Araştırma, Balıkesir Üniversitesi Turizm Fakültesi Turizm Rehberliği Bölümünde eğitim gören 164 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada, nicel araştırma yöntemlerinden biri olan anket tekniği kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak Bretton ve Tesser’ın (1991) geliştirdiği ve Alay ve Koçak (2003) tarafından Türkçe’ye uyarlanan “Zaman Yönetimi Ölçeği”nden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda, öğrencilerin zaman yönetimi becerilerinin genel olarak olumlu düzeyde olduğu tespit edilmiştir. Ancak ölçeğin zaman harcattırıcılar gibi alt boyutlarında, öğrencilerin güçlük yaşadığı görülmüştür. Öğrencilerin zaman planlamasında başarılı olmalarına karşın, dikkat dağınıklığı, erteleme davranışı ve plansızlık gibi etkenlerden olumsuz yönde etkilendikleri belirlenmiştir. Demografik değişkenler ile zaman yönetimi becerileri arasında anlamlı bir farklılık saptanmamıştır. Bununla birlikte, etkili zaman yönetiminin akademik başarı üzerinde dolaylı bir destekleyici unsur olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma bulguları, zaman yönetimi konusundaki eğitimlerin, öğrencilerin hem akademik performanslarını hem de mesleki yeterliliklerini artırmada önemli bir rol oynayabileceğini göstermektedir.
Öğe
Determination SPI and aSPI for agricultural drought characterisation
(Turkish Science and Technology Publishing (TURSTEP), 2026) Türkkan, Gökçen Eryılmaz
Drought is a complex climatic phenomenon that severely affects both the natural environment and socioeconomic structure. Drought indices are of great importance as one of the primary indicators in monitoring climate change and managing drought. Drought is one of the most important natural threats to agriculture. Without water, there is no production; Food security cannot be ensured without production. Therefore, the fight against drought is of great importance both environmentally, economically and socially. The aim of this study is to calculate the Agricultural Standardized Precipitation Index (aSPI) values as well as the Standardized Precipitation Index (SPI) commonly used in drought analysis, to determine the relationship between the two indices and to examine the trend of the indices. In the study, monthly precipitation data for the period 1980-2021 of Ardahan, Iğdır and Kars precipitation stations in the Aras basin were used. To test the homogeneity of precipitation data, XLSTAT, a professional data analysis add-in that offers statistical analysis developed for Microsoft Excel, was used. Pettitt Test, Buishand Test, Standard Normal Homogeneity Test (SNHT) and Von Neumann Ratio Test were used. The Standardized Precipitation Index (SPI), one of the most widely used indices worldwide, was calculated with DrinC software on a time scale of 3, 6 and 12 months. The Agricultural Standardized Precipitation Index (aSPI), a modified version of SPI that more accurately describes the amount of water that can be used efficiently by plants and is based on replacing total precipitation with effective precipitation, was also calculated using DrinC software on a 3, 6 and 12-month time scale. This study evaluates the effectiveness of each index in representing the effects of drought on agricultural production using both SPI and aSPI. Innovative Trend Analysis (ITA), an innovative graphical method, was used for trend analysis of drought indices. Trends have been determined. It is thought that the index trend results will play an important role in the measures to be taken against drought, which is a result of climate change, and in the measures to be taken for agricultural irrigation.