Türkmenistan’da halkbilimi araştırmalarının dönemleri: Problemler, yöntemler ve eğilimler
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Bu makale, Türkmenistan'daki halkbilimi araştırmaları tarihindeki dönemlerini, dönemlerin kendine has özelliklerini, yöntem anlayışlarını, eğilimlerini ve problemlerini belirlemeyi hedeflemektedir. Yapılan tespit ve değerlendirmelerin sonucunda Türkmenistan'da halkbilimi araştırmalarının, öncelikle Çarlık Rusya’sının doğu halklarını araştırmak için kurduğu birimlerde çalışan Türkologlar tarafından yürütüldüğü görülmüştür. Çarlık Rusya’sı döneminde halkbilimi, Türkmen boylarının dil, edebiyat, inanış ve gelenekler açısından tanınmasına yardımcı unsur olarak kabul edilmiştir. Rusya'nın halkbilimi politikası, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde değişmiş ve hâkim ideolojinin etkisiyle halk kültürüne daha fazla önem verilmeye başlanmıştır. Derleme ve araştırma faaliyetlerinin, sosyalist/Marksist düşüncenin yönlendirdiği şekilde devam ettiği bu dönemde metin yayımlarının yanı sıra teorik yönü ağır basan çalışmalar da yapılmıştır. Ancak halkbilimi araştırmalarında rejimle uyumlu sonuçlar elde etme fikri hep canlı tutulmuştur. Türkmenistan’ın bağımsızlığıyla birlikte halkbilimi araştırmalarının temel gayesi, yeni bir Türkmen kimliğinin oluşturması olmuştur. Bu dönemde Oğuz Kağan Destanı’nda, Dede Korkut Kitabı’nda, Köroğlu Destanı’nda ve Türkmenistan’ın büyük şairi Mahtumkulu'nun şiirlerinde Türkmen tarihi, coğrafyası, gelenekleri, değerleri, kısacası kimliği araştırılmaya başlanmıştır.
It is possible to say that Turkish language, which has borrowed words from several languages in varying degrees, has mostly come under the influence of the Arabic language. A Considerable number of vocabulary items from Arabic has entered Turkish, and consists of the verbs of Arabic origin. However, Arabic loan verbs in Turkish usually entered the latter as nouns in different patterns like takdim, teşrif, tehdit, ikna, izah, ifşa, ispat, şükür, müdafaa, etc. and have benefited from the rich Turkish auxiliary verb material when they used as verbs. As is known, Turkish verbs require a specific case of the nouns. In other words, they require prepositions to refer to a special case. On the other hand, Arabic, being one of the inflectional languages, requires no case endings. Equivalents of the Turkish cases endings in Arabic are prepositions. The equivalent of Turkish compound verb şükür etmek (Arabic noun+Turkish auxiliary verb) “thank, to be thankful” in Arabic is a verb شكر. In Arabic, the verb inquires accusative case whereas Turkish equivalent requires dative case. In this research, cases of Arabic verbs in the original and their Turkish equivalents will be compared and contrasted to establish whether there is case compatibility between them or not.












