A review of critics against the call for indigenous sociology in Turkey

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Musa Yavuz Alptekin

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

The call for indigenous sociology is a discussion that reflects reactions to the Eurocentric character of Western sociology and alternative proposals. According to the advocates of this call, Western sociology, based on the social and historical experiences of Western societies, do not allow understanding non-Western societies that have different backgrounds from the West, and that it is also against their interests. It also creates intellectual dependence and inequalities not only in the global production of knowledge, but also in its distribution, circulation and consumption. Therefore, non-Western societies are called upon to build an indigenous sociology. No matter how solid it may sound, this call has also been subject to various criticisms due to some of its limitations. This paper aims to analyze and evaluate the criticisms of the call, which ironically turned into a global call, in the context of Turkish Sociology. The paper argues that the criticisms of this call should be reconsidered within the framework of four main questions: 1) How successful have the followers of the call been in constructing a sociology appropriate to the requirements of the call? 2) Do today's national and global conditions still make this call meaningful and necessary? 3) How does this call affect the disciplinary integrity and scientific identity of sociology? 4) What could be the future of the call? The paper concludes that indigenous sociology is not a utopia.

1970'lerde başlayıp günümüze kadar devam eden yerli sosyoloji çağrısı, Batı sosyolojisinin Avrupa merkezli karakterine epistemolojik ve ontolojik gerekçelerle gösterilen tepkileri ve alternatif önerileri içeren bir tartışmadır. Bu çağrının savunucularına göre, Batı toplumlarının sosyal ve tarihsel deneyimlerine dayanan sosyolojinin kuram, kavram ve yöntemleri, Batı'dan farklı sosyal, kültürel ve tarihsel deneyimlere sahip Batı-dışı toplumları anlamaya ve açıklamaya izin vermediği gibi onların çıkarlarına da aykırıdır. Ayrıca bilginin yalnızca küresel üretiminde değil, dağıtımında, dolaşımında ve tüketiminde de entelektüel bir bağımlılık ve eşitsizlikler yaratmaktadır. Bu nedenle, Batılı olmayan toplumlardan kendi yerli sosyolojilerini inşa etmeleri çağrısı yapılmaktadır. Kulağa ne kadar sağlam gelse de bazı sınırlılıklarından dolayı bu çağrı da çeşitli eleştirilere konu olmaktadır. Bu makale, ironik bir şekilde küresel bir çağrıya dönüşen yerli sosyoloji çağrısına yönelik eleştirileri Türk Sosyolojisi bağlamında analiz etmeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Makale, bu çağrıya yönelik eleştirilerin dört ana soru çerçevesinde yeniden ele alınabileceğini ileri sürmektedir: 1) Çağrının takipçileri çağrının gereklerine uygun bir sosyoloji inşa etmede ne kadar başarılı olmuştur? 2) Günümüzün ulusal ve küresel koşulları, bu çağrıyı hala anlamlı ve gerekli kılmakta mıdır? 3) Bu çağrı sosyolojinin disiplin bütünlüğünü ve bilimsel kimliğini nasıl etkiler? 4) Çağrının geleceği ne olabilir? Makale, yerli sosyolojinin bir ütopya olmadığı sonucuna varır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Eurocentrism, Indigenization, Epistemic Hegemony, Reconstruction of Sociology, Global Sociology, Indigenous Sociology, Avrupamerkezcilik, Yerlileşme, Epistemolojik Hegemonya, Sosyolojinin Yeniden İnşası, Küresel Sosyoloji, Yerli Sosyoloji

Kaynak

İmgelem

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

5

Sayı

9

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren