“BU BÖYLEDİR” ÜZERİNDEN “KAPALI ÇARŞIYI” OKUMAK YA DA SEN BANA “KAPALI ÇARŞI” BEN SANA “BU BÖYLEDİR”
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
\"Her devrin ve yaşayışın kendisine göre insan tasarrufu vardır.\" (Tanpınar, 2005:133) İnsan, mekâna kendi şeklini, canlılığını veren bir varlıktır ve mekân toplum ruhunun somut hâle gelmiş bir ifadesidir. Subjektif bir bakış açısıyla yazılmış olsalar da edebî metinlerde mekân ya da insan figürü, anlatılan o yerdeki insanlar için sosyo-kültürel tanımlayıcı olarak düşünülmelidir. O mekândan yola çıkarak o yerin insanları hakkında kanaat sahibi olabilmek mümkündür. Bu sebeple insanın kendisi de bir mekân olarak kabul edilebilir ve insan, bulunduğu uzamdaki nesneye/metne de ruhunu katarak, onu canlı bir şahsiyet hâline dönüştürebilir. Çalışmamızda Sezai Karakoç'un Kapalı Çarşı adlı şiirini ve Mustafa Kutlu'nun Bu Böyledir adlı hikâyesini bu kültürel tanımlama zemininde okuyacağız. Edebî eserin beslendiği kaynak aynı olunca meselenin farklı edebî türlerde tezahür etmesi çok da önemli değildir. Sezai Karakoç, duyuş ve hissediş olarak içinde bulunduğu mecraya farklı bir dokunuş katmış, en başta şiire Kur'anî üslubu hediye etmiştir. Bu üslubun benzer güzel örneğini Karakoç'un \"Kapalı Çarşı\" şiirinde görmek mümkündür. Aynı maveradan seslendiğini düşündüğümüz Mustafa Kutlu'nun \"Bu Böyledir\" hikâyesini okurken de Kapalı Çarşı şiirinin vurgularını yakalayabiliyoruz. Bahsettiğimiz bu benzerlik sadece vurgu yakınlığıyla kalmaz, aynı zamanda tema noktasında da dikkat çekici bir paralellik arz eder. Maksadımız eserlerdeki net alan derinliğini de dikkate alarak bu iki üsluptaki nirengi noktalarını tespit ve mukayese edip metinlerdeki insan ve mekân poetiğini ortaya çıkarmaktır












