The memory of women in the diaspora as part of labour immigration to Germany and the project “Exile is a Hard Job” by Nil Yalter

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

İnönü Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

With the labor recruitment agreement between Turkey and Germany signed in 1961, economic, social and political relationships that will last until today have started for the citizens of both countries. The lives of the Turkish workers, who first moved to Germany with the status of guest worker (gastarbeiter) for two years, resulted in family reunifications in the following years, with most of them settling in the country. This has led to integration problems. For the women in the diaspora, this situation has become even more difficult socially. Experiences and stories of women about immigration and adaptation problems have been discussed in sociology and history-based oral history studies, and archives made based on women’s memory and stories, thus, have made women visible in the context of social gender. Apart from disciplines such as sociology and history, the oral narrative method as documentation is highly used in contemporary art. Nil Yalter who mostly produced digital and video works did interviews with immigrant families in 1977 with “portapak”, the first commercially available portable camera, and conducted various projects bringing the issues of women, identity, belonging and integration into question. This article has discussed the integration problems experienced by the immigrants, the definition of women’s memory and the stories of women in the diaspora as well as Nil Yalter’s project “Exile is a Hard Job” featuring immigrant workers living abroad.

1961 yılında Türkiye ve Almanya arasında yapılan işgücü anlaşmalarıyla beraber, her iki ülke vatandaşları için günümüze kadar sürecek ticari, sosyal ve siyasi ilişkiler başlamıştır. İlk olarak iki yıllığına misafir işçi (gastarbeiter) statüsüyle giden Türk işçilerin yaşantısı, ilerleyen yıllarda aile birleşmeleriyle beraber birçoğunun Almanya’ya yerleşmesiyle sonuçlanmıştır. Bu durum entegrasyon sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Diaspora kadınları açısından ise durum toplumsal açıdan daha da zor hale gelmiştir. Kadınların göçmenlik ve uyum sorunlarıyla ilgili yaşadıkları deneyim ve anlatılar, sosyoloji ve tarih temelli sözlü tarih çalışmalarında ele alınmış, böylece kadın belleği ve söylemleri üzerinden oluşturulan arşivler toplumsal cinsiyet bağlamında kadınların görünürlüğünü artırmıştır. Sosyoloji ya da tarih gibi disiplinlerin yanı sıra çağdaş ve güncel sanatta da dokümantasyon olarak sözlü anlatı yönteminin kullanımı fazladır. Genellikle dijital ve video tekniğiyle işler üretmiş olan sanatçı Nil Yalter de, “portapak” adında ilk defa piyasaya sürülen kameralar aracılığıyla, 1977’de göçmen ailelerle röportajlar yapmış ve kadın, kimlik, aidiyet, entegrasyon konularını gündeme getiren çeşitli projeler yürütmüştür. Bu makalede göçmenlikte yaşanan entegrasyon sorunlarına, kadın belleğinin tanımına ve diaspora kadın söylemleriyle birlikte Nil Yalter’in yurt dışında yaşayan göçmen işçileri konu alan “Şu Gurbetlik Zor Zanaat Zor” isimli projesine yer verilmiştir.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Immigration, Women’s Memory, Video Interview, Video Art, Oral History, Göçmenlik, Kadın Belleği, Video Röportaj, Video Sanatı, Sözlü Tarih

Kaynak

İnönü Üniversitesi Kültür ve Sanat Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

7

Sayı

2

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren