Mevâlî Tabiîlerin fıkhî ayetlere yaklaşımı (“Nâfi‘ Mevlâ İbn Ömer” örneği)

Yükleniyor...
Küçük Resim

Tarih

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Ali KARATAŞ

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Kur’ân’ın ilk muhatapları, Hz. Peygamber’in (sas) yaşamına şahit olan sahabe-i kirâm kuşağıydı. Onların öğrencileri olan ikinci kuşak ise “tâbiûn” diye anılmaktadır. Bir bakıma tâbiîler, ashâb ile gelecek kuşaklar arasında köprü görevini üstlenmişlerdir. Tâbiî bilginler içinde “mevâlî”ye mensup olanların oranı oldukça fazladır. İslami ilimlerin temelini oluşturacak binlerce rivâyet, bilgi ve yorum onlar sayesinde elimize ulaşmıştır. Bu makalede tâbiûn kuşağının parlak simalarından olan Nâfi‘ Mevla İbn Ömer’in fıkhî âyetlerle ilgili rivâyetleri ele alınacaktır. İbn Ömer’in hem öğrencisi hem de günlük işlerinde yardımcısı olan Nâfi‘’in aktarımlarından, Kur’ân-ı Kerîm’in onlar tarafından salt bir “tefsir” objesi olarak değil, doğrudan hayatın içinde ve hayata dokunan bir ilâhî buyruklar bütünü olarak görüldüğü anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle onlar âyetleri sadece “tefsir” etmek için değil, gereklerine göre “amel” etmek için öğrenip, sonrakilere de o şuurla öğretmeye çalışmışlardır.

The first interlocutors of the Qur'an were the sahabi who were witnesses to the life of the Prophet Mohammad (pbuh). The second generation, who is their student, is called “tabioun”. The tabioun in one sense undertook the task of bridging sahabi and future generations. The proportion of those belonging to “mawali” among the scholars belonging to the tabioun is rather high. Thanks to them, thousands of narrations, information and interpretations have arrived that will form the basis of Islamic sciences. In this article, narrations of Nafi Mawla Ibn Umar, who is one of the leading names of the tabioun, about the fiqh verses will be handled. It is understood from the narrations of Nafi, both student of Ibn Umar and assistant in daily affairs, that the Qur'an is not a pure object of tafsir by them. Indeed, for them, the Qur’an is the holy commandments, is in life, and is directly touching life. In other words, they did not only try to interpret the verses (tafsir activity), but to learn to “act” as he ordered and then tried to teach those with the consciousness.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Mevâlî, Tâbiî, Fıkhî, Ayet, Nafi, Mawali, Tabioun, Ayat (Verse), Verses About Fiqh, Nafi‘ Mawla Ibn Umar

Kaynak

The Journal of Tafsir Studies

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

1

Sayı

2

Künye

Onay

İnceleme

Ekleyen

Referans Veren