Şiirde öykü / öyküde şiir
Dosyalar
Tarih
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
Özet
Efsane, masal, mesnevi, kaside, halk hikâyesi ve dramatik metinlerde yüzyıllarca iç içe olan şiir ve hikâyenin belirli sınırlar etrafında tanımlanması modern süreçle başlar denilebilir. Bilimlerin ayrışması ve kendi sınırlarını belirlemeye çalışması da öyle. Her alanda kesinliklerin ve farkların peşinde olan modern akıl, edebî ve bilimsel “iç içeliği” , “ilişkiler” çerçevesine oturtmaya çalışır. Yani nesneler, olgular hatta kavramlar bile, zaten birbirinde var oldukları için değil, birbiriyle temas hâlinde oldukları için birbirinden etkilenmektedirler. O hâlde bu izlerin, etkilenmelerin tespit edilebilmesi ve yorumlanabilmesi için ikisini birbirinden ayıran yapısal ilkelerin ve özelliklerin olması gerekir. Roman ve öykü türünün bir anlatıcıya, bakış açısına, mekâna, zamana, olay örgüsüne; şiirin de bir ölçüye, ritme ve bir imge düzenine sahip olması, aslında bu bakış açısının ve mantalitenin ürünüdür. Artık manzum ve mensur olarak ayrılmış iki biçimsel sistem yoktur; biçimsel, dilsel ve söylemsel olarak kendi sistemlerini kurmuş türler vardır. Dolayısıyla herhangi iki tür arasındaki ilişki “türler arası” ilişkidir ve bu ilişki düzeneği türlerin ilkeleri ve özellikleri çerçevesinde değerlendirilebilir












