İşletmelerde karbon ayak izinin önemi ve Türkiye’ de karbon ayak izini azaltmaya yönelik uygulamalar
| dc.authorid | 0000-0001-8884-2381 | |
| dc.authorid | 0009-0009-9675-0706 | |
| dc.contributor.author | Yılmaz, Özgür | |
| dc.contributor.author | Maraşlı, Dilek | |
| dc.date.accessioned | 2025-10-15T08:56:11Z | |
| dc.date.issued | 2025 | |
| dc.department | Meslek Yüksekokulları, Balıkesir Meslek Yüksekokulu | |
| dc.description.abstract | Sanayi Devrimi ile başlayan ve giderek hızlanan üretim faaliyetleri, doğal kaynakların yoğun tüketimine ve sera gazı emisyonlarının artmasına neden olarak küresel iklim değişikliği gibi ciddi çevresel sorunları beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda, insan faaliyetlerinin çevre üzerindeki etkisini ölçmek ve yönetmek amacıyla geliştirilen en önemli metriklerden biri "karbon ayak izi" olarak öne çıkmaktadır. Karbon ayak izi, en genel tanımıyla, bir bireyin ya da ticari bir yapının faaliyetleri neticesinde atmosfere saldığı toplam sera gazı miktarının, karbondioksit eşdeğeri (CO₂) cinsinden ifade edilmesidir. Bu metrik, bireysel düzeyde birincil (doğrudan yakıt ve elektrik tüketimi) ve ikincil (tüketilen ürünlerin yaşam döngüsü) ayak izi olarak ikiye ayrılırken, işletmeler için çok daha katmanlı bir yapıya sahiptir. Kurumsal karbon ayak izi; firmaların kendi kontrolündeki fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan "Doğrudan Karbon Ayak İzi" , satın alınan elektrik, buhar veya soğutma gibi enerjilerden doğan "Dolaylı Karbon Ayak İzi" ve tedarik zinciri, hammadde kullanımı, lojistik ve çalışanların seyahatleri gibi faaliyetlerle ilişkili olan "Diğer Dolaylı Karbon Ayak İzi" olmak üzere üç temel kapsamda incelenir. Küresel ölçekte, iklim değişikliğiyle mücadelenin aciliyeti, Paris Anlaşması gibi uluslararası mutabakatlarla somut hedeflere bağlanmıştır. Bu anlaşma, küresel sıcaklık artışını sanayileşme öncesi döneme göre 2°C'nin altında, mümkünse 1,5°C’de sınırlamayı amaçlamaktadır. Bu hedefe paralel olarak Avrupa Birliği, 2050 yılına kadar dünyanın ilk karbon-nötr kıtası olmayı hedefleyen "Avrupa Yeşil Mutabakatı"nı ilan etmiştir. Bu mutabakat kapsamında, 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine göre %55 oranında azaltma hedefi koyan "Fit for 55" paketi yürürlüğe alınmıştır. Bu gibi küresel girişimler, ülkeleri ve şirketleri karbon emisyonlarını azaltma yönünde somut, ölçülebilir ve bağlayıcı adımlar atmaya teşvik etmektedir. Bu küresel gelişmeler, uluslararası pazarlara, özellikle de Avrupa Birliği'ne entegre olmuş Türkiye'deki işletmeler için karbon ayak izi yönetimini stratejik bir zorunluluk haline getirmektedir. Türkiye'nin 2023 yılındaki toplam sera gazı emisyonu 552,2 milyon ton CO₂ eşdeğeri olarak kaydedilmiş olup, bu emisyonların %71,6 gibi ezici bir çoğunluğu enerji sektöründen kaynaklanmaktadır. Ayrıca İstanbul, Ankara ve Bursa gibi sanayi şehirlerinin, dünyada en yüksek karbon ayak izine sahip ilk 500 şehir arasında yer alması, konunun ulusal ölçekteki ciddiyetini göstermektedir. Günümüzde otomotiv gibi büyük sektörlerde faaliyet gösteren şirketler, karbon emisyonu konusunu sadece kendi üretim süreçleri için değil, aynı zamanda cam, plastik ve metal gibi ürünler tedarik ettikleri zincirin tamamı için kritik bir unsur olarak değerlendirmektedir. Tedarik zincirinden nihai tüketiciye kadar tüm süreçlerde düşük karbonlu bir ekonomiye geçiş, rekabet gücünü korumak ve sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek adına kritik önem taşımaktadır. Bu çalışma, Türkiye'deki işletmeler için karbon ayak izinin artan önemini ortaya koymayı ve bu izi azaltmaya yönelik geliştirilen ulusal politikalar ile kurumsal uygulamaları incelemeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda Türkiye, Paris Anlaşması'nı 2021'de onaylamış ve 2030'a kadar emisyonlarını %21 azaltma ve 2053'te net sıfır emisyon hedefine ulaşma taahhüdünde bulunmuştur. Bu hedeflere ulaşmak amacıyla, ülkenin ilk bütüncül iklim yasası olan İklim Kanunu kabul edilmiş ve bu kanunla 2026'da pilot uygulaması başlayacak olan Türk Emisyon Ticaret Sistemi'ne (TR ETS) yasal zemin oluşturulmuştur. Bu kapsamda, Türkiye'nin güncel sera gazı emisyon verileri analiz edilecek, İklim Kanunu gibi yasal düzenlemeler detaylandırılmış ve Ford Otosan gibi özel sektördeki öncü kuruluşların karbon nötr hedefleri, yenilenebilir enerji yatırımları ve tedarik zinciri yönetimi gibi uygulamaları örneklendirilmiştir. | |
| dc.description.abstract | The accelerating pace of production, which began with the Industrial Revolution, has led to the intensive consumption of natural resources and increased greenhouse gas emissions, leading to serious environmental problems such as global climate change. In this context, one of the most important metrics developed to measure and manage the environmental impact of human activities is the "carbon footprint." A carbon footprint, most generally defined as the total amount of greenhouse gases released into the atmosphere by an individual or business entity through their activities, expressed in carbon dioxide equivalent (CO₂e). While this metric is divided into primary (direct fuel and electricity consumption) and secondary (life cycle of consumed products) footprints for individuals, it has a much more complex structure for businesses. Corporate carbon footprint is examined under three main scopes: "Direct Carbon Footprint" resulting from fossil fuel consumption under the control of companies, "Indirect Carbon Footprint" resulting from purchased energy such as electricity, steam or cooling, and "Other Indirect Carbon Footprint" associated with activities such as supply chain, raw material use, logistics and employee travel. On a global scale, the urgency of combating climate change has been tied to concrete targets through international agreements such as the Paris Agreement. This agreement aims to limit global temperature rise to below 2°C, and preferably 1.5°C, compared to pre-industrial levels. In line with this goal, the European Union has announced the "European Green Deal," aiming to become the world's first carbon-neutral continent by 2050. As part of this agreement, the "Fit for 55" package was implemented, which sets a target of reducing greenhouse gas emissions by 55% compared to 1990 levels by 2030. Global initiatives like these encourage countries and companies to take concrete, measurable, and binding steps to reduce carbon emissions. These global developments make carbon footprint management a strategic imperative for businesses in Türkiye, which is integrated into international markets, particularly the European Union. Türkiye's total greenhouse gas emissions in 2023 were recorded as 552.2 million tons of CO₂ equivalent, with the overwhelming majority (71.6%) of these emissions originating from the energy sector. Furthermore, the fact that industrial cities like Istanbul, Ankara, and Bursa are among the top 500 cities with the highest carbon footprints globally demonstrates the seriousness of this issue at a national level. Today, companies operating in major industries like the automotive industry consider carbon emissions a critical factor not only for their own production processes but also for the entire supply chain for products like glass, plastic, and metal. Transitioning to a low-carbon economy across all processes, from the supply chain to the end consumer, is crucial for maintaining competitiveness and building a sustainable future. This study aims to highlight the growing importance of carbon footprints for businesses in Türkiye and examine national policies and institutional practices developed to reduce this footprint. To this end, Turkey ratified the Paris Agreement in 2021 and committed to reducing its emissions by 21% by 2030 and achieving net-zero emissions by 2053. To achieve these goals, the country's first holistic climate law, the Climate Law, was adopted, establishing the legal basis for the Turkish Emissions Trading System (TR ETS), whose pilot implementation will begin in 2026. In this context, Türkiye's current greenhouse gas emission data will be analyzed, legal regulations such as the Climate Law will be detailed, and the practices of leading private sector organizations like Ford Otosan, such as their carbon neutrality targets, renewable energy investments, and supply chain management, will be exemplified. | |
| dc.identifier.endpage | 218 | |
| dc.identifier.isbn | 978-625-378-334-1 | |
| dc.identifier.startpage | 208 | |
| dc.identifier.uri | https://hdl.handle.net/20.500.12462/22310 | |
| dc.language.iso | tr | |
| dc.publisher | İKSAD | |
| dc.relation.ispartof | Palandöken Bilimsel Çalışmalar Kongresi | |
| dc.relation.publicationcategory | Konferans Öğesi - Uluslararası - Kurum Öğretim Elemanı | |
| dc.rights | info:eu-repo/semantics/openAccess | |
| dc.title | İşletmelerde karbon ayak izinin önemi ve Türkiye’ de karbon ayak izini azaltmaya yönelik uygulamalar | |
| dc.title.alternative | The importance of carbon footprint in businesses and practices to reduce carbon footprint in Turkiye | |
| dc.type | Conference Object |












