Balıkesir Üniversitesi Kurumsal Akademik Arşivi

DSpace@Balıkesir, Balıkesir Üniversitesi tarafından doğrudan ve dolaylı olarak yayınlanan; kitap, makale, tez, bildiri, rapor, araştırma verisi gibi tüm akademik kaynakları uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar, Üniversitenin akademik performansını izlemeye aracılık eder, kaynakları uzun süreli saklar ve yayınların etkisini artırmak için telif haklarına uygun olarak Açık Erişime sunar.



 

Güncel Gönderiler

Öğe
An evaluation of magnesium levels in pediatric migraine patients
(Georg Thieme Verlag, 2026) Aydın, Hilal; Orman, Ayşen; Çalışkan, Betül
Background The purpose of this study is to compare serum magnesium levels between migraine patients and the control group and to examine the relationship between attack frequency and duration and average serum magnesium level. Patients and Methods Patients diagnosed with migraine were included in the study retrospectively. Patients diagnosed with migraine were included as the study group and healthy children presenting to the pediatric neurology clinic in the same period as the control group. The demographic, clinical and laboratory characteristics were recorded. Results Sixty-one pediatric migraine patients and 50 healthy controls were included in the study. The mean age of the migraine patients was 13.39±3.47 years. Mean magnesium levels were 2.02 ± 0.12 (1.7–2.3) mg/dl in the patient group and 2.05 ± 0.13(1.8–2.5)mg/dl inthe controlgroup, andthedifference was not statistically significant (p = 0.17). No significant association was determined between attack frequencies and durations andmagnesium(p = 0.89andp = 0.061,respectively). Conclusions The role of magnesium among the triggering factors in the etiopathogenesis and in the treatment of migraine is well-established. However, very few previous studies have reported magnesium levels in pediatric migraine patients, and the presentresearch determined no significant difference in serum levels between patients with migraine and a control group.
Öğe
Hysteroscopy-guided endometrial sampling diagnostic performance in endometrial ıntraepithelial neoplasia patients
(Elsevier B.V., 2025) Afşar, Selim; Khalife, Tarek; Carrubba, Aakriti
Objective: To compare the diagnostic performance of hysteroscopy-guided versus blind sampling in detecting concurrent endometrial carcinoma in patients with endometrial intraepithelial neoplasia (EIN) and to identify factors associated with missing cancer diagnosis. Design: This is a retrospective cohort study. Setting: Integrated academic and community healthcare system in Minnesota and Wisconsin, USA, January 1, 2018, and January 1, 2023. Participants: This included 151 patients diagnosed with EIN during endometrial sampling who underwent a hysterectomy within 3 months. Patients with concurrent cancer diagnoses were excluded. Interventions: Patients diagnosed with EIN using hysteroscopy-directed biopsy were compared to those diagnosed with blind-sampling methods using the pathology results of the subsequent hysterectomy specimen as the gold standard comparator to analyze rates of missed endometrial cancer (EC) diagnosis. Measurements and Main Results: The primary outcome was a reduced risk of unanticipated concurrent EC on the final hysterectomy pathology result for patients diagnosed with endometrial intraepithelial hyperplasia via a hysteroscopydirected biopsy (odds ratios [OR] = 0.44, 95% confidence intervals [CI] = 0.20−0.95, p = .033). In multivariate analysis, body mass index ≥30 and patient age >60 were associated with an elevated risk of EC on final pathology (OR = 4.17, 95% CI = 1.51−11.51, p = .004; OR = 5.56, 95% CI = 1.22−35.21, p < .001), respectively, and diabetes mellitus was the only independent variable associated with a higher risk of EIN on final hysterectomy pathology (OR = 7.01, 95% CI = 1.40 −35.04, p = .018). Age, body mass index, and endometrial thickness on pre-biopsy ultrasound were not associated with an increased risk of overlooking concurrent endometrial carcinoma on final hysterectomy pathology on univariate and multivariate analyses. Conclusion: Hysteroscopy-directed biopsy may reduce the risk of missing a concurrent endometrial malignancy during endometrial sampling in women with EIN. The results affirm the superior diagnostic accuracy of hysteroscopy-directed endometrial evaluation. Journal of Minimally Invasive Gynecology (2025) 32, 725−730. © 2025 AAGL. All rights are reserved, including those for text and data mining, AI training, and similar technologies.
Öğe
Şizofreni ve bipolar bozukluk tanılı hastalarda cerebellar vermis hacminin volumetrik analizi
(Balıkesir Üniversitesi, 2025) Gül, Esma; Şahin Can, Merve; Özcan, Emrah; Gülcen, Burak; Kuş, İlter
Bu çalışmanın amacı, şizofreni ve bipolar bozukluk tanılı bireylerde serebellar vermis hacmini değerlendirmek ve bu değerleri sağlıklı bireylerle karşılaştırmaktır. Serebellumun, özellikle de vermisin, bilişsel ve duygusal süreçlerdeki rolü göz önüne alındığında, bu yapının psikiyatrik bozukluklardaki olası morfolojik değişikliklerinin incelenmesi nöropsikiyatrik araştırmalar açısından önem taşımaktadır. Gereç ve Yöntem: Çalışma, Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği’ne 2017–2024 yılları arasında başvuran 26 şizofreni, 26 bipolar bozukluk ve 26 sağlıklı kontrol bireyinin retrospektif olarak incelendiği karşılaştırmalı kesitsel bir araştırmadır. Katılımcıların kraniyal manyetik rezonans (MR) görüntüleri Philips Ingenia 1.5 Tesla cihazı ile elde edilmiştir. T1-ağırlıklı sagittal görüntüler VolBrain yazılımı aracılığıyla analiz edilerek total serebellar vermis hacimleri hesaplanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS 25 yazılımı ile analiz edilmiş, gruplar arası karşılaştırmalarda One-Way ANOVA, dağılım özelliklerine göre Kruskal– Wallis ve Pearson korelasyon testleri uygulanmıştır. Bulgular: Şizofreni, bipolar bozukluk ve kontrol grupları arasında total serebellar vermis hacimleri açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark saptanmamıştır (p > 0.05). Yaş ile vermis hacmi arasında anlamlı bir ilişki bulunmazken (p = 0.64), cinsiyet ile vermis hacmi arasında pozitif yönde orta düzeyde bir korelasyon tespit edilmiştir (p < 0.05). Bu sonuç, erkeklerde kadınlara kıyasla daha yüksek vermis hacimlerinin gözlendiğini göstermektedir. Sonuç: Bulgular, şizofreni ve bipolar bozuklukta serebellar vermis hacminin sağlıklı bireylerle karşılaştırıldığında yapısal olarak korunduğunu göstermektedir. Yaşın belirgin bir etkisi saptanmamış, ancak cinsiyet faktörünün vermis hacmi üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu görülmüştür. Elde edilen sonuçlar, serebellar yapılarla ilişkili patofizyolojik süreçlerin yalnızca hacimsel değişikliklerle sınırlı olmayıp, işlevsel ve bağlantısal düzeyde de araştırılması gerektiğini göstermektedir. Daha yüksek manyetik alan gücüne sahip MR sistemleriyle yapılacak ileri çalışmaların, serebellumun psikiyatrik bozukluklardaki rolüne dair daha derinlemesine bilgiler sağlayacağı düşünülmektedir.
Öğe
Yabancı turistlerin Türk imajı ve Türkiye marka imajına yönelik algılarının belirlenmesi: Bulgar turistler üzerine bir araştırma
(Muharrem TUNA, 2025) İlban, Mehmet Oğuzhan; Dinç, Yakup; Koç, Büşra Pınar; Çolakoğlu, Fatih
Bu çalışmanın amacı yabancı turistlerin Türk imajı ve Türkiye marka imajı algısının belirlenmesi ve Türk imajının Türkiye marka imajı üzerindeki etkisinin tespit edilmesidir. Bu amaca ek olarak yabancı turistlerin betimleyici bulgularına göre Türk imajı ve Türkiye marka imajını algılamalarında anlamlı farklılıkların olup olmadığının belirlenmesi de bu araştırmanın bir diğer amacını oluşturmaktadır. Bu doğrultuda Ayvalık ilçesinde faaliyet göstermekte olan bir otel işletmesinde konaklayan 410 Bulgar turist ile görüşmeler gerçekleştirilmiş, yüz yüze anket yöntemi ile elde edilen 410 anket formundan 344 anket formu araştırma analizlerinde değerlendirilmeye alınmıştır. Araştırma amacına ulaşabilmek adına elde edilen veriler ile normal dağılım, geçerlilik, güvenilirlik analizleri, açıklayıcı faktör analizi, doğrulayıcı faktör analizi, yapısal eşitlik modeli, ANOVA ve t- testi analizleri gerçekleştirilmiştir. Analizlerin sonucunda Türkiye’ye gelen Bulgar turistlerin Türkiye marka imajı ve Türk imajı hakkındaki algıların olumlu yönde olduğu bununla birlikte Türk imajının, Türkiye marka imajı algısı üzerinde olumlu ve anlamlı etkisinin olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Öğe
Mineralogy, geochemistry and genesis of newly discovered sinandede kaolin deposit (Balikesir, nw Türkiye): Potential applications
(Elsevier GMBH, 2026) Çoban, Fazlı; Özdamar, Şenel; Sarıkaya, Oral; Büyükkahraman, Gökhan; Döner, Zeynep; Sütçü, Naşide Merve
This paper presents first X-ray diffraction (XRD), scanning electron microscopy (SEM), bulk-rock geochemical analyses, isotopic (O-H-C) and differential thermal analysis-thermogravimetric (DTA-TG), physical and thermal tests of Sinandede kaolin deposit (SKD) formed by hydrothermal alteration of Lower Miocene dacitic-rhyodacitic tuffs. The mineralogical analyses revealed that the SKD comprises mainly kaolinite with dickite, illite, smectitechlorite, Ca-montmorillonite, alunite, halloysite, feldspar, quartz, opal CT, hematite and anhydrite. Geochemi cally, Al2O3, H2O, Sr, S and Zr contents were markedly enriched, while Rb, Cs, U, Y and Ba were depleted compared with the parent rocks. The chondrite-normalized rare earth element (REE) patterns show identical trends characterized by light rare earth element (LREE) enrichment (La/Sm)CN = 1.96–10.96 and (La/Yb)CN = 20.51–37.08), heavy rare earth element (HREE) depletion (Gd/Yb)CN = 1.37–5.62), slightly Eu anomaly (Eu/Eu* <1), and positive Gd anomaly (Gd/Gd* = av.1.06). The δ18O values of the samples vary between +0.48 ‰ and, − 4.96 ‰; δD values vary between − 81.05 ‰ and − 89.97 ‰. On the other hand; δ13C (VPDB) values ranging between − 25.70 ‰ and − 28.83 ‰ (VPDB) in kaolin samples are compatible with the δ13C (VPDB) values of hydrothermal waters mixed with meteoric water fed by C3 plants, indicating the contribution of meteoric water in SDK. Small positive Ce and Gd anomalies, which indicates the presence of a hypogene-supergene mix, further support the contribution of meteoric water. The SDK was formed as a result of post-magmatic hydrothermal activities at temperatures above 100 ◦C and influenced by both hypojene and supergene conditions. Techno logical tests suggest that the SDK can be used for wall and floor tiles in ceramic industry.